Basında Biz

 

Baymak Life 2014 Kasım -Aralık Sayısı

Baymak ile 46 yıldır Baymak bayisi olan İstanbul merkezli İN-KA 2004’ün sahibi Yunus Kalaycıoğlu ile Baymak tarihine keyifli bir gezinti yaptık. Kalaycıoğlu, 46 yıllık iş ortaklığının bugünlerinde, eski ticaret anlayışının tadını, Baymak’ın yeni yönetimiyle birlikte tekrar yakaladığını söylüyor.

 İstanbul merkezli İN-KA 2004’ün sahibi Yunus Kalaycıoğlu, kelimenin tam anlamıyla bir ‘Baymak emektarı’. Kalaycıoğlu’nun, Baymak Ailesi’ne katılması 1969 yılına kadar uzanıyor. 46’ncı yılına giren beraberliğin ilk tohumları Yunus Kalaycıoğlu’nun memleketi olan Mardin’de atılmış. 1963 yılında babasının Mardin’de inşaat malzemesi işine girdiğini anlatan Kalaycıoğlu, takvim yaprakları 1969’u gösterdiğinde ise yarım asra dayanacak beraberliğin başladığını anlatıyor. O dönemin çiçeği burnunda şirketi Baymak’ın ürettiği santrifüj pompaların Harran Ovası’nda çok kullanılan bir ürün olduğunu hatırlayan Kalaycıoğlu, “Baymak yeni faaliyete başlamıştı. İlk siparişimizde, 100 adet santrifüj pompası isteyince dönemin genel müdürü Uğur Bey ve ekibi çok şaşırdı” diyor. İnşaat malzemesi sektöründe babası ile birlikte aralarında Türkiye’nin en büyüklerinin de bulunduğu 21 firmanın ana bayiliğini almışlar. Kalaycıoğlu, babasının “maaşlı mı olacaksın” diye karşı çıkmasına rağmen üniversite sevdasından vazgeçmemiş ve ondan habersiz girdiği sınavı kazanarak önce Adana İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne, bir yıl sonra da yatay geçişle İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisine kaydını yaptırmış. Üniversite yıllarında Karaköy piyasası ile tanışınca da “Artık Mardin’e geri dönmem imkansızdı” diyerek hayallerinin peşine takılmış. İstanbul’daki ticaret hayatına 1972 yılında üniversite son sınıftayken Bakırköy’de kiraladığı 50 metrekare dükkanda başlamış. Kalaycıoğlu, babası ile birlikte aldığı 21 firmanın bayiliğini de buraya taşmış. Takvim yaprakları 1990 yılını gösterdiğinde ise diğer firmalarla olan bayiliklerini sonlandırıp sadece Baymak bayisi olarak iş hayatına devam etmiş.

Bugün Zeytinburnu, Demirciler Sitesi’nde Baymak Bölge Bayisi olarak faaliyetlerini sürdüren ‘Baymak emektarı’ Yunus Kalaycıoğlu, kurulduğu günden bu yana ‘Baymak Ailesi’nin bir ferdi olmaktan gurur duyduğunu söylüyor. İş hayatında çok eski olduğunun altını çizen Kalaycıoğlu, “Eski dönemde bir dürüstlük vardı. Firma bizi evlat gibi, biz de firmayı baba gibi görürdük” diyor. İş dünyasının uzun yıllardır bu güzelliğe hasret olduğunu anlatan Kalaycıoğlu, Baymak’ta yeni yönetim anlayışı ve bayilik politikasında yaşanan değişimin kendisine özlemi duyulan ‘dürüstlük yıllarını’ hatırlattığını söylüyor ve ekliyor: “Baymak’ın yeni yönetimi bayilere babalık yapıyor.” Yunus Kalaycıoğlu ile yarım asırlık Baymak yolculuğunu konuştuk…

Baymak ile nasıl tanıştınız?

1963 yılında babam inşaat malzemesi işine girdi. Baymak ile tanışmamız 1969 yılına dayanıyor. Baymak, o dönemde santrifüj pompa üretiyordu ve bu ürün Harran Ovası’nda çok fazla kullanılıyordu. O dönem Baymak da bugünkü gibi büyük bir firma değil. Yeni faaliyete başlamıştı. Baymak’tan ilk sipariş olarak 100 adet santrifüj pompa aldık. Daha sonra Eczacıbaşı, Kale Seramik, Borusan bayilikleri de olmak üzere toplam 21 tane firmanın ana bayiliğini üstlendik. 1990 yılına kadar Baymak ürünleri toplam satışlarımızın sadece yüzde 5’ini oluşturuyordu. Çünkü o dönemde Baymak’ın ürün yelpazesi bugünkü gibi çok geniş değildi. 1990 yılında ise diğer bayiliklerin tamamını bırakıp sadece Baymak bayisi olarak iş hayatına devam ettim.

1969’dan bu yana Baymak ile tanışan ve ailenin ferdi olan birisi olarak şirkette son dönemde yaşanan değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fabrikadan yaşananlardan tutun da, bayi yapılanmasında yaşananlara kadar Baymak’taki değişimi çok olumlu görüyorum. Çünkü Baymak’ın yeni yönetimi, bu işi tıpkı özlemini duyduğumuz eski ticari zihniyet gibi yani “Bana dürüstsen ben yanındayım, dürüst değilsen yanında değilim” anlayışı ile ele alıyor. Bayilere yönelik bu şeffaf ve açık yaklaşım şirketin en eski bayisi olarak beni mutlu ediyor vegelecek açısından da bu yaklaşımı çok değerli buluyorum. Bizim sektörde firma ile bayinin, baba-oğul gibi olması gerekir. Baymak’ın yeni yönetim anlayışı işte tam da böyle.

Bu ne demek?

Yani Baymak, yeni yönetim anlayışıyla bayilere babalık yapıyor. Yani Ali’ye ayrı, Veli’ye ayrı davranılmıyor. Bayilere hak ettikleri değer verilmeye başlandı. Artık bayilerle birebir görüşmeler yapılıyor; dertlerimiz dinleniyor ve servislerle muazzam bir ilişki kuruluyor. Bütün bunlar firmanın sağlıklı büyümesi ve gelecek için çok ama çok önemli adımlar. Bütün bu değişim çerçevesinde bu firmanın en eski bayilerinden biri olarak biri olarak 2015 yılında şirketin çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Çünkü son zamanlarda şirkette bayi ve servis ağının daha da iyileştirilmesi yanında, ürünlerin ambalajlanmasından tutun da, nakliyatına kadar birçok konuda, bayiler için çok önemli iyileşmeler yapıldı. Bütün bu adımlar da Baymak’ı diğer firmalardan ayrıştırıyor ve daha iyi yere yerleştiriyor.

 
 

Üniversite İçin Evden Kaçtım

İlkokuldan itibaren babasıyla birlikte çalışan Yunus Kalaycıoğlu, 1968 yılında ticaret lisesini bitiriyor. Bütün hayali üniversite okumak olan Kalaycıoğlu bu isteğini babasına iletiyor ancak “hayır” cevabı alınca pes etmiyor. Hikayenin gerisini Kalaycıoğlu’ndan dinleyelim: “Arap kökenli bir aileyiz. Babam bana Arapça dedi ki, “okursan maaş alacaksın.” Arapça’da maaşın anlamı da “yaşamaz” demek. Ancak okumak konusunda ısrarcı olunca biriktirdiğim parayla babamdan habersiz İstanbul’a kaçtım. Yanımda iki arkadaşım daha vardı. O dönemde İktisadi Ticari İlimler Akademisi için sınavlar ayrı ayrı oluyordu. Biz İstanbul, Ankara ve Adana için sınava başvurmuştuk. Ancak İstanbul’daki sınavı maalesef kaçırmışız. Atlayıp Ankara’ya gittik. Ankara’da da testte ismimiz de çıkmayınca, hemen Adana’ya geçtik. Nihayet Adana’daki sınavı kazandık ve Adana İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nin kapıları bize açıldı. Sınavı kazanınca sevinçten babama, “Babacığım, İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni kazandım” diye telgraf çektim. Telgrafı kahvede alan babam arkadaşlarına dönüp “Ben bu çocuğa okuma dedim. Bakın o, ne yapmış” deyip saymaya başlıyor; “İktisadi, Ticari, İlimler, Akademisi… Dört tane üniversite kazandı.” Yani babam benim dört üniversite kazandığımı sanıyor.”

KARAKÖY PİYASASIYLA TANIŞMAK

Üniversite ilk sınıfta not ortalamasını yüksek tutan Kalaycıoğlu, bu sayede ikinci sınıfta hayali olan İstanbul Ticari İlimler Akademisi’ne yatay geçiş yapıyor. Üniversitede okurken Kasımpaşa ve Karaköy’de çalışmaya başlayan Kalaycıoğlu, “Karaköy piyasası ile tanışmış ve çalışmış biri olarak Mardin’de bu işi yapmayacağıma karar verdim ve İstanbul’da ticaret hayatına atıldım” diyor.